Verinin nasıl analiz edildiğini ve görüntülemenin nasıl yapıldığını anlayabilmek, satın aldığınız bir ürünün içindekiler kısmını okuyabilmeye benzer. Yemekten büyük zevk aldığım bir çikolatalı gofreti ele alalım: çok büyük ihtimalle hayatımın hiçbir döneminde kendi başıma bir çikolatalı gofret yapamayacağım; ancak içindekileri okuduğumda bana nelerin sunulduğunu ve bünyeme nelerin dahil olmasına izin verdiğimi anlayabiliyorum. Böylece örneğin mısırdan elde edilmiş bir glikoz şurubu ibaresi gördüğümde, eninde sonunda bir GDO'lu ürüne maruz kaldığımı farkedebiliyorum (GDO'ya ilişkin tartışmalarda bir taraf tutmuyorum, akışına bırakan bir tavır izliyorum). Aynı zamanda, bir çikolatalı gofret yediğimde vücuduma giren karbonhidrat ve yağ oranını da tespit edebiliyorum. Gerçi diyebilirsiniz ki, madem bu kadar dert ediyorsun karbonhidrat ve yağı, neden çikolatalı gofret yiyorsun:) İnsan mantıklı değil duygusal bir yaratık maalesef :)
Herhangi bir grafiğe baktığımızda da birşeyler yemeye benzer bir durum oluşur: nasıl ki vücudumuz yediğimiz şeylerle inşa edilir ve yenilenir, beynimiz de elde ettiğimiz verilerle tekrar şekillenir. Düşüncelerimizi, inançlarımızı, ve hatta o bilginin kategorisine karşı mevcut direncimizi her yeni bilgiyle güncelleriz. Bu konuya ilişkin detaylar için bir sosyal psikoloji kitabının içindekiler kısmına göz atabilirsiniz. Özetle, öğrenme büyük oranda mantıklı değil, duygusal bir süreçtir, ve işin içine duygu girdiği andan itibaren maruz kaldığınız şeyin etkisi de o denli büyük olur.